• Çar. Eyl 16th, 2026

PARLAR MEDYA

HABERLER

7. Uluslararası Medya Forumu

ByYilmaz Parlar

Eyl 16, 2026

Dünyasının Ortak Medya Alanı İstanbul’da Buluştu

VII. Uluslararası Türk Dili Konuşan Gazeteciler Medya Forumu’nda dijital entegrasyon, bilgi güvenliği, Türk markası, kültürel diplomasi ve medyanın ekonomik geleceği ele alındı

Türk dünyasının medya alanındaki iş birliğini güçlendirmeyi, ortak bilgi ve medya alanının geliştirilmesini ve Türk dili konuşan ülkeler arasında gazetecilik alanındaki mesleki dayanışmayı artırmayı amaçlayan VII. Uluslararası Türk Dili Konuşan Gazeteciler Medya Forumu, 15 Eylül 2026 tarihinde İstanbul Fatih’teki Zübeyde Hanım Kültür Merkezi’nde gerçekleştirildi.

Kazakistan merkezli Türk Dili Konuşan Gazeteciler Vakfı Başkanı Kazak gazeteci Nazia Joyamergen’in başkanlığında düzenlenen forum, Türk dünyasının farklı ülkelerinden gazetecileri, medya yöneticilerini, akademisyenleri, iletişim profesyonellerini ve kültür alanında faaliyet gösteren isimleri İstanbul’da bir araya getirdi.

Forumun “Türk Dünyasının Ortak Medya Alanı, Dijital Entegrasyon ve Yeni Fırsatlar” teması, toplantının yalnızca gazetecilerin bir araya geldiği mesleki bir buluşma olmadığını; aynı zamanda Türk dünyasında ortak bilgi akışı, dijital medya, kültürel diplomasi, eğitim, turizm, markalaşma ve ekonomik sürdürülebilirlik başlıklarının birlikte ele alındığı geniş kapsamlı bir platform niteliği taşıdığını ortaya koydu.

Kazakistan, Türkiye, Özbekistan, Kırgızistan, Azerbaycan başta olmak üzere Almanya, Belçika, İsviçre, Fransa ve Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti gibi farklı ülkelerden katılımcıların yer aldığı forumda, Türk dili konuşan medya kuruluşları arasındaki sınır ötesi iş birlikleri, ortak içerik üretimi, yapay zekâ, bilgi güvenliği, dezenformasyonla mücadele, medya eğitimi, kültürel markalaşma ve yeni finansman modelleri gündeme geldi.

Ortak medya alanı ve bilgi güvenliği öne çıktı

Forumun önemli başlıklarından biri, Türk dünyasının ortak bir bilgi ve medya alanı oluşturması oldu.

Programın ilk oturumunda “Bilgi Güvenliği ve Yeni Entegrasyon Modelleri” başlığı ele alınırken oturumun moderatörlüğünü Agil Alesker üstlendi. Oturum konuşmacıları arasında Gazeteciler Cemiyeti Genel Sekreteri Sibel Güneş, Yusuf Cinal, Adnan Öztürk, Orhan Hasanoglu ve Mert Minisker yer aldı.

Konuşmalarda dijital çağda gazeteciliğin karşı karşıya bulunduğu bilgi güvenliği sorunları, yapay zekânın medya üzerindeki etkisi, uluslararası yayıncılık standartları ve ortak içerik üretiminin önemi üzerinde duruldu.

Gazetecilik mesleğinin temelinde doğru bilgiye ulaşma, bilgiyi kaynağından doğrulama ve kamuoyunun haber alma hakkına hizmet etme sorumluluğunun bulunduğu vurgulandı.

Türkiye Gazeteciler Cemiyeti’nin gazetecilik meslek ilkeleri ve etik habercilik anlayışının önemine dikkat çekilen konuşmalarda, teknolojinin hızla değiştiği bir dönemde gazetecilerin yapay zekâ tarafından üretilen veya manipüle edilen içerikleri doğrulama sorumluluğunun daha da arttığı ifade edildi.

Konuşmalarda ayrıca farklı ülkelerden gazetecilerin ortak mesleki değerler etrafında buluşmasının, ülkeler arasındaki iletişimin ve karşılıklı anlayışın güçlendirilmesine katkı sağlayabileceği belirtildi.

Türk dünyası için ortak dijital medya platformu önerisi

Forumda yapılan değerlendirmelerde Türk dünyası ülkelerindeki haber akışlarını, belgeselleri ve diğer medya içeriklerini bir araya getirecek ortak bir dijital medya platformu oluşturulması fikri de gündeme geldi.

Yapay zekâ teknolojilerinden yararlanılarak haber ve içeriklerin farklı Türk dillerine eş zamanlı aktarılabileceği ortak bir dijital bilgi akışının, Türk dünyası arasındaki iletişimi hızlandırabileceği ifade edildi.

Konuşmalarda ayrıca dezenformasyon ve bilgi saldırılarını tespit etmeye yönelik ortak bir analiz ve dijital platform oluşturulmasının, bölgesel medya güvenliği açısından değerlendirilebilecek önemli bir proje olduğu görüşleri dile getirildi.

Bu yaklaşımın yalnızca medya kuruluşları arasındaki iş birliği açısından değil, Türk dünyasının uluslararası kamuoyuna kendi haberlerini ve bakış açılarını daha doğrudan aktarabilmesi bakımından da önem taşıdığı vurgulandı.

“Türk dünyasının ortak bilgi platformu stratejik bir adım”

Forum konuşmalarında Türk dünyasının jeopolitik konumu ile ortak bilgi altyapısı arasında bağlantı kuruldu.

Ortak bilgi platformunun yalnızca bir medya projesi olarak görülmemesi gerektiği, bölgesel medya bağımsızlığı, veri temelli iş birliği ve bilgi güvenliği açısından stratejik bir boyut taşıdığı ifade edildi.

Enerji koridorları, Orta Koridor, ticaret ve lojistik, savunma sanayii, dijital entegrasyon, yapay zekâ ve kültürel diplomasi başlıklarının Türk dünyası açısından önemli iş birliği alanları oluşturduğu değerlendirmeleri yapıldı.

Özellikle Orta Koridor ve İpek Yolu ekseninde Türkiye, Kafkasya ve Orta Asya arasındaki bağlantıların ekonomik ve kültürel boyutlarının birlikte değerlendirilmesi gerektiği üzerinde duruldu.

Almanya’daki Türk basınının geçmişi ve geleceği anlatıldı

Forumda Almanya’daki Türk basınının tarihsel gelişimine de dikkat çekildi.

Adnan Öztürk, Almanya’daki Türk basınının geçmişi, Türkiye merkezli gazetelerin Almanya’daki yayın faaliyetleri ve Almanya’da yaşayan Türk toplumunun medya ihtiyacı üzerine değerlendirmelerde bulundu.

Konuşmada, 1961 yılında Türkiye ile Almanya arasında imzalanan iş gücü anlaşmasının ardından Almanya’da oluşan büyük Türk toplumuyla birlikte Türk basınının da geliştiği anlatıldı.

Almanya’da farklı dönemlerde çok sayıda Türkiye merkezli gazetenin yayın hayatına başladığı, Hürriyet, Tercüman ve Milliyet gibi gazetelerin Almanya’daki Türk toplumu açısından önemli bir medya alanı oluşturduğu aktarıldı. Almanya merkezli Türkçe yayınların da zaman içinde bu medya ekosisteminin bir parçası haline geldiği ifade edildi.

İpek Yolu yeniden kültür, turizm ve marka ekseninde ele alındı

Forumun bir diğer önemli başlığı “İpek Yolu’nu Canlandıracak Türk Markası Oluşturmak” oldu.

Oturumun moderatörlüğünü Fügen Toksü yaparken konuşmacılar arasında Sertaç Ersayın ve Ahmet Tüzün yer aldı.

Konuşmalarda Türk dünyasının ortak kültürel mirasının turizm ve markalaşma açısından değerlendirilmesi gerektiği belirtildi.

Bir markanın oluşturulabilmesi için değer üretmek, özgün olmak ve sabırlı/sürekli olmak gerektiği vurgulanırken, şehirlerin ve bölgelerin yalnızca bir defalık festivaller düzenlemek yerine sürdürülebilir etkinliklerle kendi markalarını oluşturmasının önemine dikkat çekildi.

Sertaç Ersayın ise yaratıcı endüstriler, tasarım, teknoloji, eğitim ve uzun vadeli planlama üzerinden İpek Yolu kavramının yeniden değerlendirilmesi gerektiğine dikkat çekti.

İpek Yolu’nun yalnızca geçmişte ürünlerin taşındığı tarihi bir güzergâh olarak değil; kültürlerin, fikirlerin, yaratıcılığın ve ekonomik ilişkilerin buluştuğu bir metafor olarak ele alınabileceği görüşü dile getirildi.

Konuşmalarda Uzak Doğu’daki uzun vadeli planlama, eğitim yatırımları, üniversiteler ile teknoloji arasındaki ilişki ve yaratıcı ekonominin yükselişi örnekleri üzerinden Türk dünyasının da uzun vadeli stratejiler geliştirmesi gerektiği ifade edildi.

Yapay zekânın iş dünyası ve yaratıcı sektörlerde oluşturduğu dönüşüme de dikkat çekilerek, yeni teknolojilerin yalnızca bir tehdit olarak değil, çalışma biçimlerini değiştiren yeni bir ekonomik gerçeklik olarak değerlendirilmesi gerektiği belirtildi.

Kültürel diplomasi ve Türk dünyasının ortak mirası

Forumda kültürel diplomasi ve Türk dünyasının ortak kültürel değerleri de geniş biçimde ele alındı.

Konuşmalarda, ortak tarih, dil, kültür ve manevi değerlerin Türk dünyası ülkeleri arasında daha güçlü ilişkilerin geliştirilmesi açısından önemli bir zemin oluşturduğu ifade edildi.

Kültürel diplomasinin “tanışmak, anlaşmak, kaynaşmak” anlayışı üzerinden değerlendirilmesi gerektiği dile getirilirken, Türk dünyasının sahip olduğu kültürel mirasın uluslararası alanda daha görünür hale getirilmesi gerektiği vurgulandı.

Yaklaşık 300 milyonluk Türk dünyasının kültürel zenginliğinin önemli bir potansiyel oluşturduğu ve bu mirasın dünya kamuoyuna daha etkili biçimde tanıtılması gerektiği görüşleri paylaşıldı.

Geleneksel sporlar ve zekâ oyunları kültürel marka olarak değerlendirildi

Forum konuşmalarında Türk dünyasının geleneksel sporları ve zekâ oyunlarının da kültürel diplomasi ve markalaşma açısından önemli bir değer taşıdığı ifade edildi.

Güreşin farklı türleri, at üstünde güreş, okçuluk, geleneksel sporlar ve Türk dünyasının geleneksel zekâ oyunları örnek olarak gösterildi.

Dokuz Korgol ve Mangala gibi geleneksel zekâ oyunlarının çocuklara yalnızca oyun yoluyla beceri kazandırmadığı; aynı zamanda gelenek, görenek, kültür ve ortak değerlerin yeni nesillere aktarılmasında kullanılabileceği anlatıldı.

Bu oyunların İngiltere, Belçika ve Almanya gibi ülkelerde de oynanmaya başlamasının, Türk dünyasının kültürel mirasının uluslararası alanda tanıtılması bakımından yeni fırsatlar oluşturabileceği belirtildi.

Medyanın ekonomik sürdürülebilirliği masaya yatırıldı

Forumun üçüncü önemli başlığı ise “Bölgesel Medyanın Ekonomik Sürdürülebilirliği: Yeni Finansman Modelleri” oldu.

Oturumun moderatörlüğünü Hediye Eroğlu üstlenirken, konuşmacılar arasında Engin Şenol, Ralida Mukhanova, Erbaykt Amantayoglu ve Gürkan Kılıç yer aldı.

Oturumda geleneksel medyanın dijital dönüşümü, hibrit iş modelleri, programatik reklam, hedefli reklam, yerel işletmelerle iş birlikleri ve medya kuruluşlarının mali bağımsızlığı gibi konular ele alındı.

Medya kuruluşlarının yalnızca içerik üretmesinin yeterli olmadığı, aynı zamanda değişen dijital ekonomiye uygun sürdürülebilir iş modelleri geliştirmesi gerektiği ifade edildi.

Hedef kitlenin dijital ortamda doğru şekilde tanımlanması, yerel ekonomik aktörlerle iş birliklerinin geliştirilmesi ve yeni reklam modellerinin değerlendirilmesi de konuşulan başlıklar arasında yer aldı.

Türk Dünyası Kültür Mahallesi’ne dikkat çekildi

Forum kapsamında İstanbul’daki Türk Dünyası Kültür Mahallesi çalışmaları da gündeme geldi.

Kültür Mahallesi’nin İstanbul’da Türk dünyasının farklı ülkelerinin kültürlerini tanıtmasına imkân sağlayan bir buluşma alanı oluşturduğu, başkonsolosluklar ve üniversitelerle çeşitli iş birliklerinin gerçekleştirildiği aktarıldı.

Özbekistan Cumhuriyet Bayramı gibi farklı ülkelere ait kültürel etkinliklerin İstanbul’da gerçekleştirilmesinin, Türk dünyası ülkelerinin kültürlerinin Türkiye’de tanıtılmasına katkı sağladığı ifade edildi.

“Türk dünyasının ortak mirası geleceğe taşınmalı”

Forum konuşmalarında Türk dünyasının yalnızca geçmişten gelen ortak değerleri hatırlaması değil, bu değerleri günümüzün dijital dünyasıyla buluşturması gerektiği mesajı öne çıktı.

Tarım, hayvancılık, gıda güvenliği, eğitim, teknoloji, savunma sanayii, kültür, spor, turizm ve medya gibi alanlarda ortak projeler geliştirilmesinin önemine dikkat çekildi.

Konuşmalarda Türk dünyasının ekonomik ve kültürel açıdan güçlenmesinin, yalnızca bölge ülkeleri arasındaki ilişkiler açısından değil, ortak kültürel mirasın dünya kamuoyuna aktarılması açısından da önem taşıdığı ifade edildi.

Forumun ana mesajı: Ortak dil, ortak medya, ortak kültürel miras

VII. Uluslararası Türk Dili Konuşan Gazeteciler Medya Forumu’nun genel çerçevesi, ortak dilin ortak medya alanıyla desteklenmesi, dijital teknolojilerin iş birliği için kullanılması ve Türk dünyasının kültürel mirasının çağdaş iletişim araçlarıyla dünyaya anlatılması düşüncesi etrafında şekillendi.

Forumda uluslararası gazeteciler arasındaki mesleki bağlantıların geliştirilmesi, ortak projeler oluşturulması, hızlı bilgi alışverişinin sağlanması ve medya kuruluşları arasında sürdürülebilir iş birliklerinin kurulmasının önemi vurgulandı.

Forumun sonunda çalışmalara katkı sunan kişi ve kuruluşlara ödüller takdim edilmesi ve medya alanındaki iş birliğini geliştirmeye yönelik VII. Uluslararası Türk Dili Konuşan Gazeteciler Medya Forumu Sonuç Bildirgesi’nin kabul edilmesi planlandı.

İstanbul’da gerçekleştirilen forum, böylece Türk dünyası gazetecilerini aynı çatı altında buluşturmanın ötesinde; bilgi güvenliği, dijital medya, yapay zekâ, eğitim, kültürel diplomasi, turizm, marka oluşturma ve medyanın ekonomik geleceği gibi birbirini tamamlayan başlıkları aynı platformda ele alan uluslararası bir medya buluşması olarak öne çıktı.

yilmazparlar@yahoo.com

7th International Media Forum

The Turkic World’s Common Media Space Comes Together in Istanbul

Digital integration, information security, Turkish branding, cultural diplomacy and the economic future of the media were discussed at the 7th International Media Forum of Journalists Speaking the Turkish Language

The 7th International Media Forum of Journalists Speaking the Turkish Language was held on September 15, 2026, at the Zübeyde Hanım Cultural Center in Fatih, Istanbul, with the aim of strengthening media cooperation across the Turkic world, developing a common information and media space, and enhancing professional solidarity among journalists from Turkic-speaking countries.

The forum, organized under the leadership of Nazia Joyamergen, President of the Kazakhstan-based Foundation of Journalists Speaking the Turkish Language and a Kazakh journalist, brought together journalists, media executives, academics, communication professionals and representatives active in the cultural field from different parts of the Turkic world.

Held under the theme “The Turkic World’s Common Media Space: Digital Integration and New Opportunities,” the forum went beyond being a professional gathering of journalists. It provided a broad platform for discussing common information flows, digital media, cultural diplomacy, education, tourism, branding and the economic sustainability of the media.

Participants from Kazakhstan, Türkiye, Uzbekistan, Kyrgyzstan and Azerbaijan, as well as Germany, Belgium, Switzerland, France and the Turkish Republic of Northern Cyprus, took part in the forum.

Cross-border cooperation among media organizations in Turkic-speaking countries, joint content production, artificial intelligence, information security, combating disinformation, media education, cultural branding and new financing models were among the issues discussed.

Common Media Space and Information Security

One of the forum’s key themes was the development of a common information and media space for the Turkic world.

The first session, titled “Information Security and New Integration Models,” was moderated by Agil Alesker. Speakers included Sibel Güneş, Secretary-General of the Journalists’ Association, as well as Yusuf Cinal, Adnan Öztürk, Orhan Hasanoglu and Mert Minisker.

Discussions focused on information security challenges facing journalism in the digital age, the impact of artificial intelligence on the media, international broadcasting standards and the importance of joint content production.

Speakers emphasized that journalism is fundamentally based on access to accurate information, verification of information at its source and serving the public’s right to receive news.

The importance of professional principles and ethical journalism was also highlighted. In an era of rapidly changing technology, journalists face an increasing responsibility to verify content generated or manipulated by artificial intelligence.

Proposal for a Common Digital Media Platform

The forum also addressed the idea of creating a common digital media platform bringing together news, documentaries and other media content from Turkic countries.

It was suggested that artificial intelligence could be used to simultaneously transfer news and content into different Turkic languages, creating a shared digital information flow capable of accelerating communication across the Turkic world.

Another proposal focused on establishing a joint analysis and digital platform capable of detecting disinformation and information attacks, with the aim of contributing to regional media security.

Such an initiative was discussed not only as a means of strengthening cooperation among media organizations, but also as a way for the Turkic world to communicate its own news and perspectives more directly to the international public.

A Strategic Information Infrastructure for the Turkic World

The forum also examined the relationship between the geopolitical position of the Turkic world and the development of common information infrastructure.

Participants discussed the idea that a common information platform should not be viewed solely as a media project, but also in terms of regional media independence, data-based cooperation and information security.

Energy corridors, the Middle Corridor, trade and logistics, the defense industry, digital integration, artificial intelligence and cultural diplomacy were identified as important areas of potential cooperation.

Particular attention was given to the economic and cultural dimensions of connections between Türkiye, the Caucasus and Central Asia along the Middle Corridor and Silk Road.

The Past and Future of the Turkish Press in Germany

The historical development of the Turkish press in Germany was another subject addressed at the forum.

Adnan Öztürk discussed the history of the Turkish press in Germany, the publishing activities of Türkiye-based newspapers and the media needs of the Turkish community living in Germany.

He noted that following the 1961 labor agreement between Türkiye and Germany, the growth of the Turkish community in Germany was accompanied by the development of the Turkish press.

Newspapers including Hürriyet, Tercüman and Milliyet were cited as important components of the media environment serving the Turkish community in Germany, while Turkish-language publications based in Germany also became part of this evolving media ecosystem.

Reviving the Silk Road Through Culture, Tourism and Branding

Another major session was titled “Creating a Turkish Brand to Revitalize the Silk Road.”

The session was moderated by Fügen Toksü, with Sertaç Ersayın and Ahmet Tüzün among the speakers.

Speakers emphasized the importance of evaluating the common cultural heritage of the Turkic world in terms of tourism and branding.

They highlighted the need to create value, remain distinctive and maintain continuity and patience in building a successful brand. Cities and regions, they noted, can strengthen their identities through sustainable activities rather than relying solely on one-time festivals.

Sertaç Ersayın focused on creative industries, design, technology, education and long-term planning, suggesting that the Silk Road could be reconsidered not merely as a historical route for transporting goods, but as a metaphor for the meeting of cultures, ideas, creativity and economic relations.

The transformation created by artificial intelligence in business and creative industries was also discussed, with new technologies considered as an emerging economic reality that is changing established ways of working.

Cultural Diplomacy and the Common Heritage of the Turkic World

Cultural diplomacy and the shared cultural values of the Turkic world constituted another major area of discussion.

Participants emphasized that common history, language, culture and spiritual values provide an important foundation for developing stronger relations among Turkic countries.

Cultural diplomacy was discussed through the concept of “getting acquainted, understanding one another and coming together,” while the importance of making the Turkic world’s cultural heritage more visible internationally was underlined.

The cultural richness of the approximately 300-million-strong Turkic world was described as a significant potential that could be presented more effectively to global audiences.

Traditional Sports and Intellectual Games as Cultural Assets

Traditional sports and intellectual games of the Turkic world were also discussed as potential instruments of cultural diplomacy and cultural branding.

Different forms of wrestling, horseback wrestling, archery, traditional sports and traditional intellectual games were cited as examples.

Games such as Toguz Korgool and Mangala were highlighted not only for developing skills among children but also for helping transmit traditions, customs, culture and shared values to younger generations.

The increasing presence of such games in countries including the United Kingdom, Belgium and Germany was discussed as an opportunity for introducing the cultural heritage of the Turkic world to international audiences.

The Economic Sustainability of Regional Media

The forum’s third major session focused on “The Economic Sustainability of Regional Media: New Financing Models.”

The session was moderated by Hediye Eroğlu, with Engin Şenol, Ralida Mukhanova, Erbaykt Amantayoglu and Gürkan Kılıç among the speakers.

The discussions covered the digital transformation of traditional media, hybrid business models, programmatic advertising, targeted advertising, cooperation with local businesses and the financial independence of media organizations.

Participants emphasized that media organizations must not only produce content but also develop sustainable business models suited to the changing digital economy.

Defining target audiences accurately in digital environments, developing partnerships with local economic actors and exploring new advertising models were also discussed.

Turkic World Cultural Neighborhood in Istanbul

The forum also addressed activities surrounding the Turkic World Cultural Neighborhood in Istanbul.

The Cultural Neighborhood was described as a meeting space enabling the cultures of different Turkic countries to be introduced in Istanbul, with cooperation involving consulates general and universities.

Cultural events representing different countries, including the Republic Day of Uzbekistan, were cited as examples of activities contributing to the presentation of Turkic cultures in Türkiye.

A Common Heritage to Be Carried into the Future

A central message emerging from the forum was that the Turkic world should not merely preserve its shared values from the past, but also connect these values with today’s digital world.

The importance of developing joint projects in agriculture, livestock, food security, education, technology, defense industry, culture, sports, tourism and media was emphasized.

The forum also highlighted the view that the economic and cultural development of the Turkic world has significance not only for relations among the countries concerned, but also for communicating their shared cultural heritage to the global public.

The Forum’s Main Message: Common Language, Common Media, Common Heritage

The overall framework of the 7th International Media Forum of Journalists Speaking the Turkish Language centered on strengthening the common language with a common media space, using digital technologies for cooperation and presenting the cultural heritage of the Turkic world to global audiences through contemporary communication tools.

The forum emphasized the development of professional links among international journalists, the creation of joint projects, faster information exchange and sustainable cooperation among media organizations.

At the conclusion of the forum, awards were planned for individuals and organizations contributing to the work, together with the adoption of the 7th International Media Forum of Journalists Speaking the Turkish Language Final Declaration, aimed at further developing cooperation in the media field.

Held in Istanbul, the forum thus brought together journalists from across the Turkic world under one roof while addressing interconnected issues including information security, digital media, artificial intelligence, education, cultural diplomacy, tourism, branding and the economic future of the media.

yilmazparlar@yahoo.com